29 Nisan 2013 Pazartesi

başka bir yerde



Kafasının tam arkasından vuruldu. O yüzden çözemiyor düğümlerini. Düşüşü çok hızlı oldu; ayak bileklerini asfalta hediye etmek zorunda kaldı.
Yol kıymet bilmez. O sadece devam edebilene verir kendini.
Başka bir yerde olsak;
Çarşafların beyaz, duvarların hiç, denizin mavi, gökyüzünün sıcak olduğu bir yerde, şimdiki, geride kalan olabilirdi.  O zaman sadece ellerimiz kalırdı işte.
“Olur mu” diye sordum,
“iyi böyle” dedi.
Delik o kadar geniş ki, artık bir delik bile değil. Kapatamıyorsun, anladım. Ama alkolün kaygan zemininde sürekli içine düşmemeyi becerebilir misin?
“Bilmiyorum.”
Sadece ne istemediğini bilenden daha kötüsü, ne istediğini bilirken cesaret edip de bir türlü alamayandır.
“kalkacak mısın yerden?”
“hayır”
Yol bilmeyecek o zaman seni.
O sadece devam edene verir kendini.

3 Nisan 2013 Çarşamba

susmuk


dilim dönüyor ağzında. 
içine bağıran bir kadın, ne kadar kırabilir kalbini 
sol omuzumdaki çürük nereye kadar sürdürebilir yolunu

acı susar 
kibir konuşur. 
midenden bir aşağısı kibir
ve kibir mide bulantısına varan bir köprü. 

içinde durduğun boşluk dolmuyor
her gün biraz daha taşlaşıyorsun
her gün biraz daha o boşluğa yakışıyorsun


neden diye sormadım
tersten okunuşu aynı olan bir soruyu 
soramaz hiçkimse

o yüzden

yutkunuyorum bir süredir
boğazımdan kalbime akıyor zehir

acı susar
kibir konuşur
midenden bir aşağısı kibir
ve
kalbinden midene akıyor zehir

olmayacak
biliyorsun.