3 Haziran 2013 Pazartesi

çantamın içinde isyan

Bugün 7. gün sanırım. Yanılıyor da olabilirim. Kitap okuyarak, ağaçlara renkli kumaşlar asarak, sessizce başlayan direnişimiz hızla yayıldı. Tıpkı ağacın dalına değen tek bir kıvılcım gibi.

Yandık,
hepimiz yandık.

O kadar az uyuyoruz ki, artık kafam allak bullak. Düşünmekten, üzülmekten, mutlu olmaktan, korkmaktan, bir adım daha cesaret etmekten yoruldum. Değişimimiz büyüleyici, çok güzel, uyanışımızın şiddeti uyuduğumuz zamana oranla inanılmaz sakin, dengeli ve insan!

Günlerdir dayak yiyoruz. Devlet çocuğuna tecavüz eden psikopat bir baba gibi davranıyor. Her zaman sert bir babaydı, despottu falan ama bu başka bir şey artık. Şikayet edecek bir merci de olmadığına göre biz;

7 günde vatandaş olduk.
5 günde direnişçi olduk
Biz halk olduk!

Ben kendi adıma bir teşekkürü borç biliyorum devlete. Devletim diyemem kusura bakmayın, ben onu babalıktan reddettim!

İnanın bundan önceki hayatımı hatırlamıyorum neredeyse. Bu yorgunluktan olabilir. Gerçek hayat buymuş gibi geliyor. Çantamın içindeki sirkeli su, pamuk, maske, deniz gözlüğü, süt, talcid-su karışımı hep vardı sanki. Biraz diplerde kalmış da ihtiyaç anında biraz çantamı karıştırınca bulmuşum gibi.

Biz "aman kızım kalabalık varsa bomba olabilir, girme kalabalık yerlere" jenerasyonuyuz. 68 Kuşağı ailelerimizin cop tadını bilmelerinden dolayı daha korumacı bir tavırla yetiştik. Düşündüğünü söyleme, çok kalabalık yürüme, slogan atma, sakın bağırma, polis öcü, asker güvenli. Buradan tek doğru çıktı; bu nasıl polis? Bu ne gaddarlık? Kimse bana "polis de emir kulu demesin". Güvenlik güçlerinin yasaya aykırı güç kullanmaları emredildiğinde o emri uygulamama hakları var. Hak bile değil zorunlulukları var. Yani yasa diyor ki; "baştakiler kafayı yerse insiyatif emir alana geçer". Yani diyor ki; siz de vatandaşsınız, zorbalık gördünüz mü, bırakın.

Polis anayasa biliyor mu? Yani haklarını biliyor mu? Biz vatandaş olarak daha yeni öğreniyoruz da. Eğer biliyor da hala bunu yapıyorsa, tüm ülkenin laneti onların üstlerinde bunu da bilsinler.

Neden yazıyorum bunları?
Çünkü;

Halk
Kitap okuyarak, anayasadaki potesto eylem haklarını kullandılar
Polis kalkanlarına dayanıp kitap okudular
Polise kitap okudular
Gazdan etkilenen polislere su verdiler
5 gündür kafalarına bomba yiyenler hala silahlanmadılar
Çatışma bittikten sonra ellerinde çöp poşetleri etrafı temizlediler
Taksim, İstiklal Caddesi ve Gezi Parkı milyonlarca insana rağmen tertemiz. Hem de hiç olmadığı kadar.

Polis
Öldürmek için saldırdılar,
Ablukaya aldılar,
Evlerin içlerine bomba attılar,
Meydana "çekiliyoruz" diye insanları toplayıp gaz bombası fırlattılar
Tarihi geçmiş gaz bombalarını üzerimize saldılar
Ambulansların geçişine izin vermediler
Camiiye bomba attılar
Panzerle insan ezdiler
Adam dövdüler
İnsan öldürdüler

Vali
"Orantısız güç kullanımı olmuş olabilir" dedi

Belediye Başkanı
"Biz oraya valla çok güzel şeyler yapıcaz, anlatamadık kendimizi demek ki, hay allah niye böyle oldu ki" dedi

Başbakan
Halkı için;
"Bir avuç çapulcu
Marjinal (ne demek desen açıklayabilir mi acaba)
Doğaya tapan pagan (en çok bunu seviyorum)
Ayyaş
Provakatör" dedi

Medya
(Halk TV ve DHA dışında)
".............." dedi

Ben
Bu insanlar ne zaman çöplerini yere atmayacak
Bu insanların hiçbir şey umurlarında değil
Bu insanlar dinlemeyi bilmiyorlar
Bu insanlar bir araya gelemiyorlar
Çarşı, FB, GS birbirlerinden nefret ediyor
Göztepe, Karşıyaka taraftarları iki dünya bir araya gelse aynı yolda yürümez
Bu insanlar sıraya girmeyi bilmiyorlar
Bu insanlar yardımlaşmayı bilmiyorlar
Bu insanlar vatandaş olamıyorlar, dedim.

Çok özür dilerim hepinizden kendi adıma. Siz benim tanıdığım en güzel halksınız. 5 gündür birlikte verdiğimiz mücadeleye, elinizdeki çöp torbalarına, her ne kadar sevmesem de bayraklarınıza, attığınız sloganlara, girdiğiniz kollara, doktor lazım çığlıklarınıza, talcidli su hazırlayan ellerinize, tanımadığınız insanlara sarılmanıza, öfkeli suratınıza, ağlayan gözlerinize, uykusuz gözlerinize, ışıl ışıl gözlerinize, biber gazından yanmış yüzünüze, umudunuza, korkunuza, aklınıza, kalbinize, hala sapasağlam duruşunuza, açtığınız kapınız, aşağıya attığınız limon, erzak yardımlarınıza hayranım. İlk defa kocaman bir kalabalık içinde kendimi bu kadar mutlu, bu kadar güvenli ve bu kadar bir yere ait hissediyorum.

Her zaman çekip gitme duygusu çok baskın olan ben, hiçbir yere gitmek istemiyorum! Yerim yurdum sizin yanınızdır.
Bugün yine Gezi Parkında, İzmir'de, Ankara'da, Adana'da, Denizli'de, Antalya'da ve iyi ki ülkemdeyim.

Artık "öteki"nin esamesinin okunmadığı bir yerdeyim. Çantamda isyan var.

Ha bir de;
Uyanınca hepimiz çok güzel görünüyoruz.












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder